İstanbul'un İlk Plajları
Osmanlı genellikle denize girmek yerine kıyısında oluşturduğu kahvehanelerde oturup onu seyretmeyi tercih etmiştir…
İstanbul halkınca plaj kültürü çok geç benimsenmiştir. Halkın plaj kültürüyle tanışması genel olarak devrim sonrası Rusya'dan kaçan Beyaz Rusların İstanbul'a gelmesiyle başlar. İlk uygulama da Moda'da gerçekleşir. Zamanla İstanbul halkına sirayet eden bu kültür, İstanbullular tarafından da benimsenir. Plaj kültürü, 1920'lerin başından 1950'lere uzanan süreçte muasırlaşmanın sembollerinden bir haline gelmiştir.
Osmanlı döneminin ilk plajı Moda kıyılarında oluşurken, Müslüman ahali Rumeli Kavağı'ndaki Altınkum plajı ile Küçüksu Plajı'nı tercih ediyordu. Moda Plajı, deniz hamamından plaja dönüşmeyen, direkt plaj olarak kurulan tek plajdı.
Deniz hamamı, İstanbullunun, kısaca Müslümanların kendine has deniz kültürüydü. İstanbul'dan sonra denize kıyısı olan bütün Osmanlı şehirlerinde de uygulanmıştır. Deniz hamamları, denize çakılan ahşap kazıkların üzerine oturtulan basit barakalar biçimindeydi. Denize girerken mahremiyet sağlayan üstü açık mekanlardı. Deniz hamamlarına kıyıdan ince bir iskeleyle ulaşılırdı. Yalıların kendilerine ait olanları dışındakiler belediye tarafından dönemin anlayışına göre ihale usulüyle işletilirdi. Kadınlara ve erkeklere ait olanlar birbirinden ayrıydı; erkeklere ait olanların yakınında veya bitişiğinde mutlaka deniz kahvesi bulunmaktaydı. Kadınlara ait olanlarsa kara tarafındaki bekçisi ile gözden uzak noktalarda yer almaktaydı. Peştamalsız denize girilmesine izin verilmezdi





